3D Print Film Akşamı

07/06/2016 // by zeynox

3 Boyutlu yazıcı teknolojisi ile ilgili ya da içeren filmleri izliyoruz / We are watching films about or covering 3D printing!

3D Print Film Akşamı / Movie Evening

Friday, Jun 10, 2016, 6:30 PM

Istanbul MakerLab
Sultan Selim Mah. Eski Büyükdere Cd. Behçet Sk. No:4 Büyükdere İş Merkezi Kat:5 Bölüm:10 – 4.Levent 34415 Kağıthane Istanbul, TR

5 3D Print Dünyalı Attending

3 Boyutlu yazıcı teknolojisi ile ilgili ya da içeren filmleri izliyoruz / We are watching films about or covering 3D printing!

Check out this Meetup →

Share

Haziran 2015 Seçimi Üzerine

06/06/2016 // by zeynox

5 Haziran 2015’te şunları yazmışım… Memleket hallerine dair yazıp çizdiklerimi kayıt altına almak için yayınlıyorum.

Onca ayrıştırma, kutulaştırma, kin gütme, pislik atma, korkutma, yasaklama ve kavga gürültü arasında bir seçim panayırına girmek üzereyiz… TT olmuş madem gündem; ben de bir iki kelam edeyim.
Öncelikle ne olursa olsun dünya durmayacak bence, hayat devam edecek, yaşam, insanlık ve Türkiye kendi çizdiği kendi belirlediği geleceğini yazacak.
Başımızdaki bela bir insan belası olduğundan öte bir mentalite sorunu. Evrenler gider Recepler gelir, Aliler ölür, Berkinler direnir. Sorumluluğu başkalarına yüklemekten vazgeçip her birey kendi soluğu yettiğince, elinden geldiğince bir şeyleri üstlendiğinde, “amaaaan bana mı kaldı ülkeyi kurtarmak” demediğinde, sivil toplumun gücünü anlayıp onunla yürüyebilmeyi öğrendiğinde hem ülke hem dünya daha iyi bir yer olur. Kendi kapının önünü süpüren komşu misali.
HDP umarım barajı geçer, seçim sisteminin bir barikat, adaletsiz bir demokrasi şaklabanlığı olduğu ülkemde temsil edilmesi gereken bir parti kanımca.
Benim oyum HDP’ye değil. Ama oyunu veren kardeşlerimle saygıyla, dayanışmayla yan yana gelirim. Hatta oyunu kime verirse versin, isterse vermesin… insan olduktan sonra, temel hak ve özgürlüklere saygılı olduktan sonra herkesle yan yana gelirim.
Ama haksızlığa, yanlışa, yalana direnirim… Yanımdaki de yapsa direnirim.
Bu yüzden kim nasıl nerede duruyorsa hayatta; dileğim herkesinki başka sözleri dinleyebilecek, duyup anlamaya çalışacak, katılmasa da düşünebilecek, doğru bildiğini sırf inadından değil aklıyla savunabilecek, savunduğu için çalışmaktan erinmeyecek, çalıştığını yürekten paylaşacak, paylaştıkça büyüdüğünü görecek bir duruş olsun.

05/06/2015, Zeynep Karagöz

Share

Samistal’da Vartevor

02/06/2016 // by zeynox

Biraz akraba kontenjanı, biraz aidiyet duygusu, biraz yeşilin büyüsü, biraz bulut sevdası, biraz da haytala yüzleşme bahanesi… Karadenizin yaylalarının bir süredir müdavimiyiz. Her sene en az bir kere Çamlıhemşin üzerinden geçip yayla havası koklayıp bu masal dünyasında yeryüzünün bir parçası hissetmeye gidiyoruz. Kaçkar dağları ve vadilerinin her mevsimi başka renkte güzel.
2015 yazında uzun soluklu kaçamak yapamamanın verdiği huysuzluk ile sızlanırken “Yeşil Yol” diye bir canavar çıktı önümüze. Mevcut çileli yolları iyileştirmek yerine gereksiz bir dev proje ile bölgede yapılaşma ve madencilik gibi zarar verecek bir adım atılmak istendi. “İnşaat Ya Resulallah” desturu ile önüne geldiğini biçen, Doğu Karadeniz’in gerçek kalbi ve varoluş sebebi doğasının can damarını kesecek bu projeye her yerden itiraz sesi yükseldi. Kendini jandarmanın önüne atan “Halkım ben!” diyen Havva Ana gibi niceleri direndi.
Bu direniş döneminde uzun yıllardır yaylacılığın azalarak nüfusunun giderek parmakla sayılır olduğu Samistal Yaylası’nda eski günlerin coşkusunda bir Vartevor (yerel ağız ile horonlu eğlence) yapılması planlandı. Bölgenin gençleri hem yaylaya sahip çıkmak hem de eğlenmek için çağrı yapınca biz de gaza geldik. En vefalı dostlara haber salındı; son dakikada biletler edinildi. Kısacık bir soluk için bile olsa uzun yollar göze alındı.
Ağustos’un sıcak bir gününde Çamlıhemşin’e varıldı… Hemen karayemiş tepsisine dalındı. Kısa bir moladan sonra kamyonete malzemeler ile ekipçe yerleşildi; Samistal yoluna vuruldu. Önce ormanın dibine, sonra dağın eteğine… Amlakit’te sıcak çay ve kete ile Mustafa Amca’nın tulumuna kulak verildi. Bulutlar önce üstümüzden sonra altımızdan geçti. Samistal girişinde sarı kepçe ile bir süre bakışıldı. Sonra terkedilmiş kepçe yalnızlığı ile baş başa bırakıldı. Taş evlerin, yarı yıkık duvarların ahşap kepenklerin ve büyükbaş yayla sakinlerinin arasından malzemeler eski eve taşındı. Bu kez yayla ekibi destek kuvvetleri cevval davrandı; ev temizlendi, otlar biçildi, ateş hazırlığı yapıldı. Tabii ki komşu Mustafa Dede ile dedikodu yapıldı, kahvaltıya taze kaymak sinyali alındı. Keyifler yerinde, bardaklar aslan sütü ile dolu soframız taze renklerde… Dağlar sanki emrimizde. Hava karardıkça ateş kabardı. Tulumun sesine bir de türkü çığrıldı. Yıldızlı Samistal gecesi ile kucaklaşıldı.
Yeni günde güneşe selam edildi, Samistal komşuları Vartevor ekibi ile sohbet edildi. İkramlar alındı, verildi. Direniş çadırları ile vedalaşıp yola revan olundu. Her zamanki rotadan Hazindak üzerinden Pokut’a her su başında durarak, nefesi yeşille maviyle doldurarak yüründü. Pokut bizim mekan, eve geldik hissiyle kapıdan girildi. Fane’nin Puarı’nda keyif yapıldı. Gece Platoda’da Mola’nın ev sahibi hamarat Şişman ailesi’nin sofrasında karınlar doydu, kadehler tokuşturuldu.
Son gün Fırtına deresi kenarına inildi, deli sularına girmeye yine cesaret edilemeden taş köprü pozları çekildi. Ve geri dönüş yoluna konuldu. 4 güne bir mevsim sığdırmış edasıyla göğüsler kabarık, zihinler hala 4000 metre rakımda bulutların üstünde, gözler yumulu… Ruhum Karadeniz’de kaldı.
Üzerinden kaç mevsim geçti. Şimdi tekrar Vartevor zamanı!

Share

Yağmur’un Robotel’i

02/06/2016 // by zeynox

İhtiyaç sahiplerine ÜCRETSİZ 3D Print  Robotel yaptığımız projede Yağmur kardeşimiz için yaptığımız Robotel hikayesi güzel bir örnek olsun… Ülkemizde el ve parmak deformasyonu nedeniyle bisiklete binemeyen, oyun oynayamayan çocuk kalmasın dileğiyle.

Çocuklara pahalı ve zor bir işlem olduğu için protez takılmıyor. Bu nedenle üst uzuv deformasyonu olan çocuklar ellerini kullanamıyorlar. Robotel mekanik olarak parmak hareketini sağlayan, pratik, hızlı ve ekonomik bir çözüm. 3 boyutlu yazıcıdan kişiye özel formda basılıp hızlıca monte ediliyor. Tıbbi bir işlem söz konusu değil, bilek hareketi ile parmaklar kavrama yapıyor. Detaylı bilgi için www.robotel.org adresini ziyaret edebilirsiniz.

Share

Life is…

01/06/2016 // by zeynox

Life is what happens while you are busy making plans… 🙂
“Life is all about not knowing, and then doing something anyway. All of life is like this. All of it. And it’s not going to get any easier just because you found out you love your job cleaning septic tanks or you scored a dream gig writing indie movies.”

Screw Finding Your Passion

Share

alldesign 2015 İstanbul – Eleştiri

25/02/2015 // by zeynox

Geçtiğimiz hafta 19-21 Şubat tarihleri arasında All Fuarcılık tarafından düzenlenen alldesign 2015 – 4. Yaratıcı Endüstriler ve Gelişen Teknolojiler Fuarı & Uluslararası Tasarım Konferansları’na katılma fırsatı buldum. Öncelikle yarışmada davetiye hediye ederek katılmama imkan sağladıkları için minnettarım. Ama izlenimlerimi de yazmadan edemeyeceğim.
Kimi alışıldık fuar görüntüleri ve konuşmacıları olsa da değişik uygulama ve tasarım çalışmaları açısından keyifli bir içerik vardı denilebilir. Yine de yurt dışı örneklerine kıyasla eksikleri olan kısıtlı bir organizasyondu. Aslında bu kez beni en çok heyecanlandıran konferans programı içerisinde yer alan ünlü mimar Daniel Libeskind, transhümanist Nick Bostrum, Ford Avrupa tasarım müdürü Murat Güler gibi isimler ve yapabilecekleri ilham verici konuşmalardı. Asıl sorun da burada yaşandı.
İstanbul’da kar muhalefeti ile şehrin ritmi bozulmuştu evet, pek çok organizasyonda aksaklık yaşanıyordu. Burada da yaşanması olası ve mazur görülebilir bir durumdu. Ancak izleyiciler aksaklıklardan konuşma saati gelip de konferans salonunda oturduklarında (hatta gecikip de bekleme pozisyonunda) haberdar oldular! Yoğun bir tempo içinde programdan özenle seçip zaman ayırdığım konuşmacının saati geldiğinde anons yapılan duyuru ile İstanbul’a gelemediği haberi öğrendim mesela. Konferansın geri kalanında aynı olay 3-4 defa daha yaşandı. Daniel Libeskind 3 günlük takvime hiç katılamadı; gönderdiği video programlanan zamandan çok başka bir gün ve saatte yayınladı. Nick Bostrum gelebildi, ama konuşması bambaşka bir zamanda oldu. Bunları şans eseri izleyebildim. Aynı şey Seyhan Özdemir için de gerçekleşti. Murat Güler’i beklerken karşımıza Ford tasarım ekibinden başka biri çıktı… Her ne kadar konuşması ilginç olsa da planlanan konu değildi, o konuk ve konu hiç olmadı.
Burada vurgulamak istediğim nokta organizasyondaki aksaklıklardan ziyade bu zorunlu gözüken değişikliklerin duyurulmaması. Aksaklık olabilir… Ama programdaki değişiklikleri katılımcılara duyurmamak saygısızlık kanımca. Günümüzde iletişimin bunca çok kanalı yöntemi varken, etkinliği duyurmak için de bunlar kullanılıyorken bir zorunlu program değişikliği mesajı yazmak, yayınlamak, hiç olmazsa o gün fuar alanında duyurmak çok mu zor? Özellikle böyle profesyonellere hitap eden organizasyonlarda izleyicilerin zamanı en az konuşmacıların ve fuar katılımcılarının zamanı kadar, hatta belki onlardan da değerli. Nihayetinde bütün bunların hepsi bu profesyonellere ulaşmak için değil mi? Umarım bundan sonraki etkinliklerde dikkate alınır, yoksa maalesef “kendin çal kendin söyle” olur.

Share