Sergi Kurduk November 27, 2008
Annemin 2. Camaltı Sergisi’nin kurulumuna yardım ettik… arada kahve molası da verdik.
Sergiye herkesi bekleriz ayrıca! Yıldızname -2-….. The Marmara (Taksim) Opera Sanat Koridoru….. 27 Kasım – 10 Aralık 2008
Annemin 2. Camaltı Sergisi’nin kurulumuna yardım ettik… arada kahve molası da verdik.
Sergiye herkesi bekleriz ayrıca! Yıldızname -2-….. The Marmara (Taksim) Opera Sanat Koridoru….. 27 Kasım – 10 Aralık 2008
Jeff Bridges’in kötü adamı oynadığı Iron Man’in film setinden kendisinin çekmiş olduğu fotoğraflardan ve notlarından oluşan bir günlük çalışması! Bildiğimiz kamera arkası çalışmalardan çok farklı ve içten bir seri.
Aralık ayında heyecanla beklediğim pek çok film çıkıyor sinema dünyasından piyasalara. Normalde henüz izlemediğim bir film hakkında buraya yazmak pek alışkanlığım değil. Ama bu film için istisna yapacağım!
“Wrestler” yani “Güreşçi”… Mickey Rourke’un yeniden doğuşu diye andıkları, bir Amerikan Güreşçisinin hayatından yola çıkılarak, hafızalarımızdan asla silinmeyecek “Requem For A Dream” ve “The Fountain” filmlerinin yönetmeni Darren Aronofski tarafından yönetilmiş bir dram. Filmi seyretmiş olan azınlık tarafından döktürdüğü söylenen Rourke’a Güreşçi’de Marisa Tomei ve genç yıldız Evan Rachel Wood eşlik ediyor.
Fragmandan gördüğüm kadarıyla, bu kesinlikle standart bir spor filmi değil… gerçek bir insan hikayesi! Her ne kadar eskiden aşık olduğumuz bir yüzü bu kadar aşınmış ve yorulmuş görmek pek sevimli olmasa da belki de filme pozitif bir katkı sağlıyor Rourke’un fiziksel görünümü. Oyunculuğunu ancak izledikten sonra yorumlamak mümkün. Ama fragman beni The Wrestler’ı izlemek için heyecanlandırdı doğrusu… paylaşmak istedim.
Ben Nichols… yeni tanıştım. Buğulu hisli bir ses ve akustik gitar, benim için en güzel birleşim. The Last Pale Light In The West tek bildiğim şarkı… ama bunu dinlemeye değer:
Ben Nichols – The Last Pale Light In The West
20 Kasım tarihi yaklaştıkça, ve radyolarda yeni Guns’n Roses parçaları yayınlandıkça, müzik endüstrisinin dikkatleri giderek Axl Rose ve GNR’dan geriye kalanlara (ya da toplama gruba) daha çok çekiliyor. Sırayla albüm eleştrileri yayınlanmaya başladı bile…
Spin dergisi Chinese Democracy yorumu
Rolling Stone Chinese Democracy yorumu
Yorumcular dahil herkesin aynı fikirde olduğu birkaç nokta var. Bunlardan ilki yıllardır ertelenen albümün ne kadar pahalıya malolduğu. Belki de müzik tarihinin en çok ertelenen albümü olan Chinese Democracy’nin toplamda bir küçük ülke bütçesi kadar (13 milyon USD) bir hesabı var. Bununla birlite üzerinde bu kadar uzun süre ve yoğun bir çalışmanın sonucununda karışık bir çorba olma olasılığı söz konusu. Kaldı ki albümde çok sayıda stil ve ritim gerçekten görülüyor. Fakat albümü GNR’a ait ilan eden Axl Rose’un sesi bu karmaşayı tutkal gibi biraraya getiriyor. Sağlam bir rock altyapısı üzerine kurulan şarkılar (ki bazılarında 5 gitar birden kullanılmış) pek çok noktada biraz fazla bezenmiş gibi dursa da; ihtişamlı rock gruplarının çoktan yerini başka trendlere bıraktığı günlerde özellikle o günleri bilenler, yaşayanlar için kendi dönemine dramatik bir reverans gibi hissettiriyor. Belki Chinese Democracy hiçbir zaman bir Guns’n Roses klasiği olamayacak; ama müzik tarihindeki yerinin pek silik olmayacağı kesin!
Ben Harper‘ın son zamanlarda sürekli dilime takılan tatlı acı şarkısı “Morning Yearning”in olduğu “Both Sides Of The Gun”dan sonra son albümü “Lifeline” ile pek aşina olduğum söylenemez. Anlaşılan görmeyeli Harper yeni denizlere yelken açmış. Uzun süredir takıldığı müzisyen arkadaşları ile Relentless7 isimli yeni bir grup kurmuşlar ve grubun ilk albümü “White Lies For Dark Times” Mayıs 2009′da piyasaya çıkacakmış. Ben Harper şu anda kaydettikleri şarkıların miksajını yapmakla meşgulmüş. Bir yandan uzun süredir beraber çaldığı Innocent Criminals ortadan kaybolmuyormuş; ama Harper yeni şeyler yapmanın vaktinin geldiğini söylüyor. Merakla bekliyorum doğrusu!
The Cure’dan yeni albüm… Dreams.
The Cure: şarap gibi yıllanan; ne zaman dinlesem ayrı heyecan veren; eskileri dinledikçe neşelenip zıplamaya başladığım istisnai bir müzik! Açıkçası albümü ilk dinlemeye yeltendiğimde bu kadarını beklemiyordum. Alışılmış tınılarda dolaşacaklarını zannederken güzel bir süprizle karşılaştım. Eteklerinde biriktirdiklerini döktürmüşler bu albümde. Oldukça cüretkar melodiler, sert ritimler, kışkırtıcı vokaller var. Tanıdık sesler de var tabi.. onlar da eski takipçiler için torpil olmuş!
Bilemiyorum, belki de uzun aradan sonra dinlemenin verdiği bir yenilik duygusudur… ama Dreams albümü bizim eski mahallenin çocuklarından taze bir soluk gibi geldi bana. Neredeyse 30 yıllık bir yolculuk olduğunu unutuyor insan… kesinlikle takip etmeye devam!