Güreşçi November 21, 2008
Aralık ayında heyecanla beklediğim pek çok film çıkıyor sinema dünyasından piyasalara. Normalde henüz izlemediğim bir film hakkında buraya yazmak pek alışkanlığım değil. Ama bu film için istisna yapacağım!
“Wrestler” yani “Güreşçi”… Mickey Rourke’un yeniden doğuşu diye andıkları, bir Amerikan Güreşçisinin hayatından yola çıkılarak, hafızalarımızdan asla silinmeyecek “Requem For A Dream” ve “The Fountain” filmlerinin yönetmeni Darren Aronofski tarafından yönetilmiş bir dram. Filmi seyretmiş olan azınlık tarafından döktürdüğü söylenen Rourke’a Güreşçi’de Marisa Tomei ve genç yıldız Evan Rachel Wood eşlik ediyor.
Fragmandan gördüğüm kadarıyla, bu kesinlikle standart bir spor filmi değil… gerçek bir insan hikayesi! Her ne kadar eskiden aşık olduğumuz bir yüzü bu kadar aşınmış ve yorulmuş görmek pek sevimli olmasa da belki de filme pozitif bir katkı sağlıyor Rourke’un fiziksel görünümü. Oyunculuğunu ancak izledikten sonra yorumlamak mümkün. Ama fragman beni The Wrestler’ı izlemek için heyecanlandırdı doğrusu… paylaşmak istedim.
benim de oldukça merak ettiğim bir film. ekip yani oyuncular ve de yönetmen zaten biraz ariza tipler. rachel wood da marilyn manson la birlikte olduktan sonra o ekibe hayli rahat adapte olmustur. (magazin forever gibi hissettim ben de
) zaten bildigim kadari ile cesitli festivallerde de biseyler topladilar. hatta biz bile portakali verdik mickey ve marisa ya. olseler de gam yemezler bundan sonra. darren abimizin de imzasi bir cesit güvence vermekte, nedense acaip önyargılıyım cok begenicem gibi geliyooooooooo
önyargımdan mı kaynaklandı bilemem ama ben çok beğendim. yönetmen filmi demek haksızlık olur. ziyadesiyle “oyuncu-performans” sineması demek daha doğru olur. aslında rourke benim için hiçbir zaman bir sean penn olmadı ama bu filmde o kadar naif, o kadar doğal, o kadar gerçekki, oscarın gitmemiş olması hüzünlendirmedi desem yalan olur. filmde rahatsız olduğum tek şey, gunsn roses a çiçekler öpücükler sunulurken, kurt cobain’e tukakalar gönderilmesi oldu. tabi eğer bu yönetmenin samimi fikri olsaydı diyecek bir lafım olmazdı. ancak axl’ın şarkısı için para istememesi, sanki o repliğin bilhassa onu onore etmek için olduğunu düşündürdü.
özetle herkesin basbas bağırdığı şekliyle “the legend is back” mi yoksa, fazlasıyla özdeşleşen hayatına benzediği için mi harikalar yarattı aslında bunu zaman gösterecek…
Bence Rourke için söylediklerini ikisi de geçerli. Hem sektöre dönüş yaptı ki bu dönüş aslında bence sincity ile başladı. Orda da oldukça iyiydi, rol az da olsa. Hem de güreşçi’deki rol kendisi için biçilmiş bir kaftan oldu. Buna rağmen işi abartıya götürme veya yapmacık görünme riski çok fazla idi. Her halukarda iyi iş çıkardığını düşünüyorum.