İki Kitap… Gifts & Empati
Son birkaç haftadır uzun bir aradan sonra tekrar kitap okuma havasında girmiş durumdayım. İşten, güçten, hayattan ve bilimum sebepten bir kitabı aylarca süründürdüğüm; sonunda nerede kaldığımı unutup baştan başladığım… ve hatta bu kısırdöngülerden sıkılıp okumayı hepten bıraktığım uzun eslerim var son yıllarda. Fakat gerçekten sürükleyici ve etkileyici bir kitap, bende daha fazlası için arzu ile yanıp tutuşma hali yartıyor.
Ursula LeGuin’in Öteki Rüzgar’ından sonra bir arkadaşımdan ödünç aldığım, Japon yazar Haruki Murakami’nin “Norwegian Wood” adlı romanının İngilizce baskısını elime aldım. Çok uzun zamandır İngilizce kitap okumadığımdan başta biraz teredütlü çeviriyordum sayfaları. Bu sırada arkadaşım da Ursula LeGuin’in Yerdeniz serisine başlamıştı (İngilizce orijinal baskı). Ben LeGuin’i hep Türkçe okumuştum; ve orjinal dilini giderek daha çok merak etmeye başladım. Murakami’nin de cesaretlendirmesi ile Batı Sahilleri serisinin ilk kitabı olan “Gifts”i İngilizce olarak sipariş verdim. Hala kendimden tam emin olamadığımdan tüm seriyi sipariş etmekten çekindim doğrusu.
Ve sonuç harikaydı! “Gifts” beni Yerdeniz serisindeki tüm kitaplar gibi yer, zaman ve mekandan koparıp kendi dünyasına sürükledi. Romanın geçtiği dünya ve atmosfer Yerdeniz’den çok da farklı olmadığından adapte olmak çok kolaydı. Fakat bu serinin ilk kitabında, Yerdeniz’den farklı olarak, yazar karakterlerin iç dünyasına daha derinlerde dolaşmış gibi geldi bana. Bu bireysel hikayeleme stiline aşina olsam da sanki “Gifts” in karakterlerini daha iyi tanımış gibi kendimi onlara daha yakın hissettim. Ve LeGuin’i İngilizce okumak korktuğum gibi beni ürkütmedi. Her ne kadar Türkçe’sinden aldığım keyfin çok ötesinde olduğunu söyleyemesem de; yazarı orijinal dilinde okumak ayrıca tatmin ediciydi.
Böyle keyifli bir sürecin ardından ara vermeksizin Batı Sahilleri serisinin diğer kitaplarına geçmek istedim. Fakat henüz sipariş vermemiştim! Böylece aradaki boşuğu doldurmak için daha önce elime aldığım ama bir türlü okuyamamış olduğum Adam Fawer’ın “Empati” sine başladım. Ve başarılı bir karar daha! Fawer’ın ilk kitabı “Olasılıksız” ı beni alt üst etmişti… kitabı birkaç gün içerisinde yutmuştum adeta. “Empati” yi ise ona göre biraz daha zorlayıcı, fakat yine de çok sürükleyici ve bağımlılık yapıcı buldum. İlk kitabın sonlarına doğru sayfaları neredeyse soluksuzca çevirdiğimi hatırlıyorum.”Empati” de ise daha karmaşık ve zorlayıcı bir kurgu var. Sonlarına doğru olayların akışı, zaman zaman insanı gerebiliyor, heyecanla birlikte strese de sokabiliyor. Romanın içerisindeki felsefik ve politik dokunmaları – aynı görüşleri paylaşmadan da – karakterlerin gözüyle, keyifle özümsüyorsunuz. Benim için kitabı okumak iyi bir film seyretmeye oldukça benzer bir deneyimdi. Sonuç olarak “Olasılıksız” kadar sürükleyici, belki ondan biraz daha az heyecanlı ama daha duygusal bir deneyimdi!
