Sormal

17/12/2019 – İstanbul

Sevdiklerini sevmemeye karar verebilir misin? Sevmediklerini sevmeye? Ölen bir yıldızdan ışık, soğuk gezegenlerden toz parçaları, nebulalardan gaz bulutları devşirebilir misin hayatta kalabilmek için? Ağlayarak kuruyabilir, yalnız başına büyüyebilir misin? Çürüyebilir misin içten içe kemiren hüzünle?
Dün babama sarıldım. Kucakladığım o değildi biliyorum; ya da en azından onun cisminde kokladığım. Ardından çocukluğumla vedalaşır gibi ağladım; içime aktı yaşlarım.
Sonra kaçtım… Kendimi kovaladım, yakaladım ve bıraktım. Kafesinden salınmışçasına saldırdım; aşkı, heyecanı, tutkuyu aradım. Yarınımız yoksa dünün acısını bugünden çıkarmalıyım.
Ama hepsini sessizce yaptım. Belki çarpışan göktaşlarım gözüktü uzaktan bakan simalara. Belki bir vardık bir yoktuk masallardan dökülen parçalarda. Belki sesi duyuldu hıçkırığımın. Belki dibi yanmış yüreğimin kokusu yayılıyordu tavan arasında. Ama sessizce yaptım ve uzaklaştım sessizce.
Çünkü ben de bilmiyorum bu yuvarlanmanın akıbetini. Kuyulardan çektiğim anılar küf kokuyor. Ucundan yakaladığımı sandığım heyecanlar aniden sönüyor. Hepsinin ortasında ve her şeyden gayri bir ben varım biliyorum. Kendime varamıyorum. Yanaşamıyorum bile. Bir girdap gibi etrafımda dönüyorum kendimin. Ellerim göğsümde kavuşmuş, açamıyorum. Dokunamıyorum istediğime, tükeniyorum olduğum yerde.
Belli ki yorulmuşum; nefesimin demi savrulmuş aleme. Belli ki birikmişim kendi içimde; konduramadıklarımız siniyor kökümüze. Belli ki unutmuşum; susuyordu her çarpıntı en nihayetinde. Sonlardan son beğenebilir mi insan kendine?