Bir hayat felsefesi – “Nasıl Maker olunur: Öne çıkan değerler”

17/02/2015 // by zeynox

Zeynep Karagöz

Önce kısa bir ön bilgi… “Maker” son zamanlarda çıkan bir terim. Aslında bizim “usta” kavramıyla yakından akraba. “Yapıcı / Üretici” kişi anlamına geliyor. “Kendin Yap” akımının devamı aynı zamanda. Temelde parçaları birleştirerek yeni bir şey yapan, ya da belli bir şeyi başka bir şeye dönüştüren demek. Kartondan projeksiyon makinesinden plastikten kuş yuvası yapmaya, Ardunio ile robot yapmaktan bitkilerle müzik yapmaya geniş kapsayıcı bir tanım. Belki de bizim memlekette “mucit” kelimesinin argo kullanımına denk geliyor.

Mevcut objeleri yeni bir gözle bakmayı, onları farklı şekillerde kullanmayı destur edinen bir perspektif günümüzün moda terimlerinden inovasyonun vücut bulmuş hali gibi “Maker Hareketi”. Teknolojinin gelişmesi ve Ardunio, 3D Print gibi araçların ulaşılabilirliğinin artmasıyla giderek daha geniş yankı bulan bir akım. Özellikle ABD’de oldukça yaygınlaşmış durumda. Türkiye’de de Makers Türkiye buluşmalar, atölyeler, festivaller düzenlemeye başladı bile.

Dan Gould Wired dergisinde yayınlanan yazısında “Nasıl Maker olunur: Öne çıkan kurumsal değerler” başlığı altında 4 temel değeri ele almış:

1. Açıklık… “Maker Hareketi” açık kaynaklı olmakla guru duyan, süreç ve sonuçları kendilerine saklamayıp paylaşan bir akım.

2. Kusurları kabullenmek… “Maker” bireyler mükemmeliyetçilik yerine deneyselliği ön plana çıkarıyor ve hata yapmaktan korkmuyorlar, yaparak öğreniyorlar.

3. Süreci sevmek… “Maker” mantığında sonuç odaklı değil süreç odaklı olmak temel prensip. Yaratıcılık ve üretmek bir hobi ya da tek defaya özgü bir iş değil bir yaşam şekli.

4. Ortaklaşmak… Kendi camianı yaratmak ve genişletmek “Maker Hareketi” için elzem; başkaları ile tanışıp birbirinden öğrenerek, paylaşarak bir sinerji oluşturuyorlar.

Burada Dan Gould’un yazısından bir adım öteye gitmek istiyorum… Bu temel prensipler sadece bir akımın değil herkesin hayat felsefesi olsa daha mutlu bir toplum oluruz diyorum. Belki de gün geçtikçe insanoğlunu köşeye sıkıştıran ekolojik ve ekonomik çöküşümüzün çıkışı burada. Dünya bu düşünceye doğru evriliyor. Açıklığı dürüstlük, kusurları kabullenmeyi hoş görü, süreci sevmeyi sabır, ortaklaşmayı da rekabet yerine dayanışma kavramları ile sarmalarsak belki gelecek günler daha aydınlık olabilir.

 

How to Think Like a Maker: Values Your Company Should be Adopting

http://www.wired.com/2015/02/how-to-think-like-a-maker/

http://www.makersturkiye.com/p/maker-hareketi-nedir.html

http://www.3dpd.co/bir-hayat-felsefesi-nasil-maker-olunur-one-cikan-kurumsal-degerler/

Share

OK / İYİ

10/07/2014 // by zeynox

The feeling of being “OK” does not imply that a person has risen above all faults and emotional problems. It merely implies that one refuses to be paralyzed by them.

/

“İYİ” hissetmek insanın tüm hata ve duygusal problemlerini aşmış olduğunu ifade etmez. Sadece bunlar tarafından felç edilmeyi reddettiğini ifade eder.

Share

Şimdi…

29/05/2014 // by zeynox

Dünya değişiyor diyorlar… yalan. Biz değişiyoruz. Zamanla saklambaç oynuyor taklalar atıyoruz. O küçük işaretlerle yazdığımız rakamlar kendi kendilerini boğuyorlar. Issızız. İnkârcı ve isyankârız. Büyük hülyaların büyük semaların, küçük dolapların küçük hayatların insanlarıyız. Kendimizi kandırıyoruz. Sonra kızıp kendimizi yaralıyoruz. Bir başkası yokken sığınacak aslında; yaban dünyaların eteklerinde dolanıyoruz. Bir ihtimal iyileşirsek eğer; hepsini unutup yeni baştan başlıyoruz. Çünkü umutla yaşıyoruz.

İstediğin kadar çalış, çabala, kazı, karala… zaman sadece kendinden yana.

Eğer öleceksek şimdi burada… geriye kalacaklar da aslında rüya. Ben olmadıktan sonra geri neresi, nedir kalan dünya. Eğer döneceksek hayata… ki şimdiden başkası kurmaca, ilerisi yok aslında. Eğer değiştireceksek yarını… işe bugünden başla.

Zaman geçiyor diyorlar… yalan. Sen ve benim onu yaratan. Ettiğin kelam, eylediğin selam.

Seveceksen eğer beni… çaresizim. Seviyorsan… işte ona varım; buradayım haydi talan!

 

Share

Benim destrurum budur…

02/04/2014 // by zeynox

YAŞAMAYA DAİR
1 
Yaşamak şakaya gelmez, 
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın 
                       bir sincap gibi mesela, 
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, 
                       yani bütün işin gücün yaşamak olacak. 
Yaşamayı ciddiye alacaksın, 
yani o derecede, öylesine ki, 
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, 
yahut kocaman gözlüklerin, 
                        beyaz gömleğinle bir laboratuvarda 
                                    insanlar için ölebileceksin, 
                        hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, 
                        hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, 
                        hem de en güzel en gerçek şeyin 
                                      yaşamak olduğunu bildiğin halde. 
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, 
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, 
           hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, 
           ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, 
                                      yaşamak yanı ağır bastığından. 
                                                                                     1947 
2 
Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız, 
yani, beyaz masadan, 
              bir daha kalkmamak ihtimali de var. 
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini 
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına, 
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden, 
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz 
                                en son ajans haberlerini. 
Diyelim ki, dövüşülmeye deşer bir şeyler için, 
                               diyelim ki, cephedeyiz. 
Daha orda ilk hücumda, daha o gün 
                           yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün. 
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu, 
                        fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz 
                        belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu. 
Diyelim ki hapisteyiz, 
yaşımız da elliye yakın, 
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının. 
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız, 
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla 
                                    yani, duvarın ardındaki dışarıyla. 
Yani, nasıl ve nerede olursak olalım 
          hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak... 
                                                                      1948 
3 
Bu dünya soğuyacak, 
yıldızların arasında bir yıldız, 
                       hem de en ufacıklarından, 
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani, 
                       yani bu koskocaman dünyamız. 
Bu dünya soğuyacak günün birinde, 
hatta bir buz yığını 
yahut ölü bir bulut gibi de değil, 
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak 
                       zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız. 
Şimdiden çekilecek acısı bunun, 
duyulacak mahzunluğu şimdiden. 
Böylesine sevilecek bu dünya 
"Yaşadım" diyebilmen için... 
Nazım HİKMET
 
Share

White Mansion…

01/04/2014 // by zeynox

White Mansion

White Mansion is the perfect getway to serenity; away from crowds and in an unique atmosphere where nature meets antiquity. It is a spacious, comfortable and peaceful house built and decorated in a traditional style; available for short and long stays.

The house is spacious and sleeps a minimum of 6 people with 4 bedrooms. The ground floor has an open kitchen, a dining area and a levelled living room with an additional bedroom. This bedroom sleeps 2 people with a double bed an has its own bathroom. The upper floor has master bedroom that oversees the entire view with its own bathroom. There are also 2 additional bedrooms – one with 2 single beds, another used for study – and 1 bathroom. The front porch is ideal for breakfast facing southwest and the back courtyard more private, accomodating many guests – even a party if you like. The Guest House at the back is currently used for storage.

The Mansion is located in the center of Eski Doğanbey Village, a preserved ancient Greek village formerly called Domatia. The village is an extraordinary settlement with old genuine stone houses, some of them restored to their original glory and some of them still in ruins. It is located within the boundaries of the Dilek (Great Meander Delta) National Park, a district of Söke – Aydın. The old village is a 2 km up New Doğanbey Village, in the skirts of Nikale mountains, overlooking a georgeous view of one of the biggest deltas in the Aegean Sea.

Eski Doğanbey is approximately 1.5 hours driving distance from İzmir and 2 hours from Bodrum. You catch one of the frequents flights and rent a car from both destinations. Since the village is located in an uncrowded natural reserve area it is highly recomended to use private transportation (car, van, etc). Public transportaion is scarce; and there are also a lot of attractions nearby within a short driving distance. The ancient Ionian cities of Priene, Miletos, Didima, Ephesus and Virgin Mary’s House are among many atractions close by. The village is located in hiking routes with bird watching opportunities as well as other natural beauties. In 10 minutes you can drive to Karina where you can take a dip in the Aegean Sea and enjoy your fresh fish caught by the local fishermen. Or you can drive to one of the many exceptional beach destinations with clear waters and beautiful natural scenes.

The house is kept by the local family who is also responsible for the garden. You can also contact the owner – Zeynep who lives in İstanbul online or by phone any time.

You can park your vehicle right outside of the house. The fireplace is available for use. There is a 2 ton water tank and a pressure booster in case of any shortage.

Pets are accepted in the house. Smoking is not allowed indoors.

For availability, reservations and more information e-mail to zeynep.karagoz@gmail.com
Or go to https://www.airbnb.com.tr/rooms/2680883

Share

17/03/2014 // by zeynox

Hayat bu aralar sağanak yağıyor.

Memleketin gündem bombardımanı malum… Tek tek saymaya lüzum yok, oradan orya savrulmuyorsak savrulanları seyrederken başımız dönüyor.

İşler güçler sevimsiz… Memleketin halinden pek de bağımsız olmayan maddi hayatta ya motivasyon ya da dirayet zorluğu çekiyoruz.

Herkes dökülüyor… İster gezegenin negatif enerjisine, ister ruh halimizin bedensel tezahürüne, ister yıldızlara, ister modern dünyanın kirlenmişliğine verelim bedenen de durumlar pek iç açıcı gözükmüyor. Gripten çağın vebasına geniş bir yelpazede ya sürekli hastalıklar ile savaş halindeyiz ya da etrafımızdaki vahim savaşlara destek çıkmaya çalışıyor, en azından etkileniyoruz.

Her şeyden önemlisi ruhen yaralıyız… Çoğumuzun başka başka yerlerinden acıları kanıyor; kimisi uzun süredir kimisi yeni yeni deşifre olmuş. Kendi kendimizle debeleniyor, bir ruh halinden ötekine savruluyor, dünü bugüne bölüp sürekli hesaplaşıyoruz.

Belki yanılıyorumdur; belki kendi küçük penceremden görüyorumdur dünyayı. Ama bendeki manzara bu…

Cevabım yok. Kendime huzurlu ve dingin minik kesecikler yaratmaya çalışıyorum ya da yanımdakiyle el ele tutuşup direnmeye. Zaman zaman kabuğuma çekiliyorum zaman zaman içim içime sığmıyor sokağa taşıyorum.

Ama nihayetinde yorgunum, huzursuzum… Sizi bilmiyorum ama bana gerçek, sapına kadar hayat dolu bir bahar lazım.

 

Share

Taksim Dayanışması Açıklaması 10/06/2013

10/06/2013 // by zeynox

10.06.2003 Tarihli Duyuru Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Kamuoyuna
10 Haziran 2013

27 Mayıs 2013 tarihinde saat 22.00 sularında Taksim Gezi Parkı’nın fiilen yıkılması girişimi sonrası yaşanılan toplumsal duyarlılık karşısında hükümetin izlediği polis şiddeti nedeniyle başta Taksim İstanbul olmak üzere bütün yurtta, yurttaşlar demokratik tepkilerini ortaya koymaya devam etmektedirler.

Bu süreçte, tek bir yurttaşımızın burnunun kanamaması ve gerilimlerin ortadan kaldırılarak demokratik taleplerin dillendirilebildiği bir toplumsal barış ortamının biran önce sağlanması amacıyla 5 Haziran 2013 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti adına Sayın Bülent Arınç ile bir görüşme gerçekleştirilmiş; toplumun duygularını, duyarlılığını, talep ve önerilerini içeren bir belge kendilerine teslim edilmiştir.

Ancak, bu görüşmenin üzerinden 6 (altı) gün geçmesine rağmen taleplerimizle ilgili hükümet tarafından yapılmış herhangi bir açıklama söz konusu olmamıştır. Bizler Taksim Dayanışması ve bütün duyarlı yurttaşlar olarak hükümetten taleplerin karşılanması yönünde bir açıklama bekliyor ve taleplerimizi yeniden hatırlatıyoruz:

– Gezi Parkı, Park olarak kalmalıdır. Taksim Gezi Parkına Topçu Kışlası adı altında ya da başka herhangi bir yapılaşma olmayacağını, projenin iptal edildiğine dair resmi bir açıklamanın yapılmasını, Atatürk Kültür Merkezinin yıkılmasına ilişkin girişimlerin durdurulmasını,

– Taksim Gezi Parkı’ndaki yıkıma karşı direnişten başlayarak halkın en temel demokratik hak kullanımını engelleyen, şiddetle bastırma emrini veren, bu emri uygulatan ve uygulayan, binlerce, insanın yaralanmasına, iki yurttaşımızın ölmesine neden olan sorumlular, başta İstanbul, Ankara, Hatay Valileri ve Emniyet Müdürleri olmak üzere tüm sorumluların görevden alınmasını, Gaz bombası ve benzeri materyallerin kullanılmasının yasaklanmasını,

– Ülkenin dört bir yanında direnişe katıldığı için gözaltına alınan yurttaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını, haklarında hiçbir soruşturma açılmayacağına ilişkin açıklama

– 1 Mayıs alanı olan Taksim ve Kızılay başta olmak üzere Türkiye’deki tüm meydanlarımızda, kamusal alanlarımızda toplantı, gösteri, eylem yasaklarına ve fiili engellemelere son verilmesini; ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasını TALEP EDİYORUZ.

Bunun yanı sıra; 27 Mayıs 2013 saat 22.00′dan bu yana ülkemizin meydanlarında, caddelerinde, sokaklarında ve tüm kamusal alanlarında yükselen tepkilerinin içeriğinin, ruhunun, beklentilerinin, taleplerinin yetkililer tarafından fark edilmesi gerektiğini düşünüyor ve tüm bu talepleri sahiplendiğimizi hatırlatıyoruz.

10 Haziran 2013

TAKSİM DAYANIŞMASI

Share