PJ _ Kerang! September 25, 2009
Kerang dergisinde yayınlanan Pearl Jam yazısını tarayıp internette paylaşan ARKADAŞLARA teşekkürler…
Kerang dergisinde yayınlanan Pearl Jam yazısını tarayıp internette paylaşan ARKADAŞLARA teşekkürler…
Spin Dergisinin Pearl Jam üzerine hazırladığı özel yazı dizisini alıp, metni internete koyan hayranlardan Allah razı olsun diyorum… grup üyelerini gündelik yaşamlarında, birer insanoğlu olarak kaydetmeyi becermişler. Bizimkiler genellikle kişisel hayatları ile ilgili pek konuşmayı, paylaşmayı sevmiyorlardı… şimdiye kadar! O yüzden bugüne kadar okuduğum en özel yazılardan biri. Müzik, yeni albüm, grup olarak ayakta kalmak dışında balta fırlatmak, aile ve çocuklar, bireysel perspektifler ve hesaplaşmalar… hepsinden bir damla. Okurken Eddie’nin arka bahçesi gözlerimin önünde canlandı.Makalenin tümünü BURADAN veya BURADAN okuyabilirsiniz. Brezilyalı PJ takipçisi arkadaşlara buradan da teşekkürler…
MOVING TARGETS
Eddie Vedder And Gang Have An Ax To Grind — And Throw — As Rock’s Former Angry Young Men Try A New Approach.You haven’t really tasted death until you’ve been inches away from an ax swung by Eddie Vedder. Not that Vedder is careless. He’s just… focused. He gets this look: You know the one, from the “Jeremy” video, vaguely lupine — lips curled, fangs bared, eyes crazy. He grips the haft with both hands, draws the blade back over his head, and lets it fly, watching it tumble end over end in an elegant arc, sinking into its target — a three foot-wide cedar stump — with a deep, satisfying thunk.
By Josh Eells
Paste dergisinden muhteşem Pearl Jam incileri… grupla ilgili pek çok haberin, yorumun ve bilumum aksiyonun ortalıkla olduğu bu dönemde biraz bilgilenmek veya eğlenmek veya keyiflenmek isteyen PJ hayranı için bir hazine! Eddie Vedder gibi şarkı söyleme tekniklerinden yapımcı Brendan O’Brien ile yapılan söyleşiye, damardan PJ hayranları için hazırlanmış bir testten grunge kıyafet ve kareli gömlek geleneğine, fanatik Pearl Jam takipçisinin bootleg yazılarından Backspacer yorumlarına kadar güzel bu derlemeyi… BURADAN okuyabilirsiniz.
Pearl Jam turnesi Kanada ayağında Eddie ile yapılan bir röportaj… Brad Wheeler tarafından yapılan görüşmede Vedder yeni albümdeki parçalar için teker teker yorumlar yapmış. Orijinalini BURADAN; veya aşağıdan bir kısmını okuyabilirsiniz:
Gonna See My Friend… tough, high-energy rocker that likes to be heard loud.
“All I remember is writing it in a little room on a small table with a little four-track tape machine. I got it sounding loud real quick, without disturbing the neighbours. I work using headphones a lot. I’m not going to have any hearing left. We all make sacrifices at our jobs, and my hearing is obviously going to be the first thing to go.”
Got Some… One of the songs influenced by eighties new-wave pop.
“I’m talking about music to put on when you don’t know how you’re going to get to work, when you’re just not feeling it. It rains in Seattle 220 days a year on average – there’s a lot of mornings it’s hard to get going. This song will do it.”
The Fixer… the lean riff-rocked first single.
“Men, we all think we can fix anything. It’s not necessarily a good thing. In a relationship, a woman will say ‘This is wrong,’ and we’re like, ‘I’ll fix that, don’t worry about it, we can fix it.’ These wonderful people, the woman you’re in a relationship with, they don’t want you to fix it. They just want you to listen to what’s happening: ‘Don’t fix it, I want you to own this with me – feel it.’ This is a reminder song to me, to stop fixing.”
Johnny Guitar… an angular Elvis Costello-like number motivated by an album-cover photo from a record by pimp-blues guitarist Johnny (Guitar) Watson that was pasted over a men’s room urinal. “It’s actually not the first time we’ve got our inspiration from something on a bathroom wall. It’s a made-up story about a kid falling in love with a girl on a record cover. I imagine that must have happened a few times.”
Just Breathe… Triggered by a song from Vedder’s Into the Wild soundtrack, with added strings and French horns.
“There’s never a dull moment on the road – every day it’s something. Maybe that’s why my goal is the dull moment. That’s what this song is: It’s saying, ‘Just stop, and be together. Don’t talk now, just breathe and feel each other’s presence – now that the kids are in bed.’
Amongst the Waves… About ebbs and flows – of a couple’s relationships or even those of a long-running rock band. “On the strength of this album, we feel good about where the band is at. Our relationship is long-standing, but it’s turned into a forthcoming relationship. We’re open and honest. Things go pretty easy – we feel like a gang. We feel like a galvanized group of individuals. As far as waves, I think we’re up there.”
Unthought Known… Culled from a book, a talk with an actress, and one late night.
“It’s about a conversation with Catherine Keener, and a book – I think it might have even been called Unthought Known . I got back late to my hotel in New York, and I pushed it that extra hour. I pushed the limits of how much you can drink and smoke, and this song came out of it. I think the thought of the song is that there are things that you know, and they’re in us, but we just haven’t thought of them. But they’re there, and we base decisions on them.”
Supersonic… A towering track written two years ago by guitarist Stone Gossard, with Vedder adding lyrics about living life with the volume on full, and the need for loud music.
“There’s something about this infusion of energy. It’s a tangible thing that gives you as much energy as a drug. It can change the shape of your mood. I think [rock music] is the greatest art form there is, because there’s so many elements to it, volume being one of them. But momentum, and rhythm, and the literary side of a good lyric, it can really transport you.”
Speed of Sound… A brooding, down-tempo track with complex chord changes that stemmed from a songwriting session with a Rolling Stones guitarist.
“I was working with Ronnie Wood on a record he’s putting together. He asked me if I could contribute some words, which really excited me because I love his voice. This particular song was a little difficult to transcribe though, so it ended up in [Pearl Jam's] court. I played it to Brendan at four in the afternoon, and by the next afternoon it was complete.”
Force of Nature… A classic grungy Pearl Jam vibe, originally titled Distant Planet .
“It’s about the strength of one person in the relationship, when they can withstand some of the faults in another – maybe drug addiction, or straying off the path. The person in the song is the lighthouse for the other person caught in the storm.”
The End… A Springsteen-like ballad with strings, about an unknown future.
“I got a phone call from a friend, from Spain. I couldn’t pick up the phone because I was recording the guitar part. I had written half the song’s lyrics. When I checked his message, he had said something that enabled me to write the second verse, and in 20 minutes, it was done. That’s how it happened on this record. It was writing the quick ones – there was no room for the other stuff. We’ll see how long approaching it like this goes. But it’s the right way for us to do it right now.”
Hürriyet’in sitesinden aynen aktarıyorum… orijinalini de BURADAN bulabilirsiniz. Okurken resmen ağladım!
MUSA
15 yaşında…
Çok başarılı öğrenciydi Musa.
Öğretmen olmak istiyordu.
Sabah okuluna gidiyor…
Sonra çobanlık yapıyordu.
Babası garibandı çünkü.
Tam bir sene önce, gene böyle bir sabah… Çıktı tek göz oda, ağıldan bozma evinden kör karanlıkta, yürüye yürüye, 2 kilometre, sırtında çantası, şehirlerarası asfalta geldi… İzmir Aliağa’ya bağlı Kapıkaya Köyü’nde yaşıyordu, köyde okul yok, okul Yenişakran’da… Türkiye’nin en batı ucunda, bütün yatırımlar oraya yapılıyor denilen coğrafyada, Türkiye’nin en doğusundaki yaşıtlarıyla aynı kaderi paylaşıyordu; taşımalı eğitim… Servis bekliyordu.
Yakaladı yakaladı…
Kaçırdığında okuluna gitmesi imkânsız.
O nedenle, gün doğmadan kalkıyor, en az 2 saat yolu hesap ederek, saat 6 civarında asfaltta oluyordu.
Asfalt rampa.
Göründü yarım saat sonra servis minibüsü… Manisa’nın Karaahmetli Köyü’nden başlıyor, çocukları toplaya toplaya, en son Musa’yı alıyor, Yenişakran’a varıyordu. İçerde, biri şoför, biri engelli çocuğuna refakat eden anne, toplam 27 çocuk… Musa 30’uncu.
Durdu önünde her sabahki gibi, bindi Musa,
hareket ettiler. Ama bir acayiplik vardı… Şoför döndü Musa’ya öfkeyle, “Bak seni almak için durduk, fren patladı, niye rampada duruyorsun,
100 metre yürüyüp düzlükte dursana!” diye bağırdı… Yer kalmadığı için ayakta dikilen Musa, büktü boynunu, ne desin, zaten bütün çocuklar ona suçlu gibi bakarken ne diyebilirdi ki? Bir ara göz göze geldi en sevdiği sınıf arkadaşı Hidayet’le… Hidayet gülümsedi, çaktırmadan şöyle bir salladı elini havada “Boşver” manasında, “boşver, üzülme…”
Dandik asfaltta haldır haldır gitmeye başladılar, 1 kilometre, 2 kilometre, 3 kilometre… Yenişakran’a 4 kilometre kala, olanlar oldu, trafolar bölgesinde dik yokuşun sonundaki sert viraja daldı minibüs, “Fren boşaldı” diye bağırdı şoför, savruldular, korkuluk morkuluk yok tabii, uçtular Tütünlü Deresi’ne… Önce çığlıklar, 3 takla, 5 takla, darmadağın oldu, zaten darmadağın haldeki minibüs, sonra trajik sessizlik.
İsmail oracıkta öldü. 9 yaşındaydı. Recep öldü, Murat öldü. 15’indeydiler. Ve, gülümseyerek kan kardeşine moral vermeye gayret eden Hidayet… Ambulanslar geldiğinde nefes alıp veriyordu hâlâ… Hastane, doktor, ameliyat, olmadı… Hidayet de gitti.
Ya Musa?
Kafası yarılmıştı, sağ el bileği ezik…
Hatta, o feci kazanın haberini yapan gazeteler, Musa’nın bandajlı fotoğrafını koymuşlardı, “Açılan kapıdan fırladı, kurtuldu” diye.
Kurtulmuştu hakikaten Musa… Sağ çıkmıştı o tabut minibüsten… Ama kâbuslardan kurtulamadı… Hidayet her gece rüyasına giriyor, gene gülümseyerek “Boşver, üzülme” diyor ama, şoförün “Bak seni almak için durduk!” diye bağırması kulaklarından gitmiyordu, çın çın… Bıraktı okulu. Gitmedi bi daha.
Ve, bir sene sonra…
Bilirkişi, en fazla 12 yaşında olması gereken servis minibüsünün, daha eski, 15 yaşında olduğunu, frenlerin kazadan çok önce patlak olduğunu tespit etti; balatalar erimişti. Aslında servis minibüsü bile değildi, öyle olsaydı, “S” plaka taşımalıydı, taşımıyordu. Buna rağmen, hiç kimse şikâyetçi olmadı… Savcı hariç… Kamu adına dava açtı, bilirkişi raporunu koydu hâkimin önüne, hâkim de, hiç tereddüt etmeden 10 sene hapis verdi şoföre… Giden gitmişti ama, hiç olmazsa suç cezasız kalmamıştı.
Ve, önceki gün…
Yıldönümüydü.
Kapıkaya Köyü’nün kabristanında anma töreni yapıldı. İsmail, Recep, Murat ve Hidayet’in ardından dualar edildi. Musa da oradaydı… Gene kenarda, gene boynu bükük. Ve gene, bir senedir her gördüğüne söylediği gibi, “Benim yüzümden, keşke düzlükte dursaydım, benim yüzümden” diye ağlıyordu. Ne büyükleri teselli edebiliyordu onu, ne mahkemenin verdiği adil karar rahatlatabilmişti vicdanını, ne de rüyasında “Boşver” diye gülümseyen Hidayet.
Bitti tören.
Gitti evine.
Astı kendini Musa.
Bir sene dayanabilmişti buna.
Evet, Japonya değil burası…
Kimseden harakiri yapmasını beklemiyoruz.
Alışığız, istiflerini bozmayacaklarını, istifa etmeyeceklerini de biliyoruz. Ama “Sprey yüzünden oldu, yok efendim buzullar eridi, dünyanın suçu” filan, ayıptır beyler.
Başta minik Dila… 30 küsur günahsız sel kurbanından utanmıyorsunuz, bari, Musa’nın yüreğinden utanın da, hiç olmazsa bir özür dileyin.
Okuması keyifli, yer yer gülümseten, yer yer tüyleri diken diken yapan… nihayetinde harika Backspacer yorumları akmaya devam ediyor. Şahsen kulaklarımın pasının silinmesine de az kaldı diye umut ediyorum!
Rolling Stone Makalesi için BURAYA…
Culturebully Makalesi için BURAYA…
Radioexile Makalesi için BURAYA…
tıklayınız.
Pearl Jam, Avrupa sonrası Amerika turnesine devam ederken konserler ile ilgili yorumlar artık takip edilemeyecek hızda ve çoklukta akmaya başladı. Bunlardan bazılarını okuması gerçekten çok keyifli. En güzellerinden biri ile birlikte başka yorumların da toparlanmış olduğu bir derlemeyi BURADAN okuyabilirsiniz.
Hepimizin sevdiğimiz grupları canlı izlerken gerek kalabalığın izinden giderek gerek içgüdüsel olarak ya da bilinçsiz bir alışkanlıkla yaptığımız ritüeller vardır. Bazı gruplar ve sanatçılar için bu ritüeller daha çok sayıda, daha belirgin, daha özgün olabiliyor. www.allthatssacred.com blogunun yaratıcısı ve arkadaşım Donny sayesinde bu ritüellerin Pearl Jam dinleyicisi için bir klavuzu olduğunu keşfettim! Her ne kadar geç bir keşif olsa da benim için oldukça keyifli ve değerli bir buluş oldu. Bir diğer takip ettim Pearl Jam sitesi TwoFeetThick’in sayfasında 2006′da yayınlanan BU MAKALEDE, her şarkı için seyircinin yıllardır yapmakta olduğu hareketleri şirin grafiklerle birlikte detaylıca açıklamışlar. Her hareket / şarkı için, zorluk derecesini ve ilk ortaya çıkış kaynağını da belirtmişler. Bunlardan birkaçını binlerce insanla birlikte aynı anya yaşamış olduğum anları hatırlayınca tüylerim diken diken oldu…
Guardian’dan Dave Simpson Pearl Jam ile ilgili muhteşem bir yazı yazmış… Grunge ile birlikte grubun oluşumuna, Nirvana ve Curt Cobain ile paralelliklerine; Eddie Vedder ve diğerlerinin bireysel ve birlikte verdikleri mücadelelere de değinerek PJ’in şimdiki duruşunu çok net özetlemiş. Makelinin içerisinde grubun tümüne ait küçük, samimi ve etkileyici itiraflar, yorumlar, detaylar bulunuyor. Örneğin, Gus van Sant’ın Curt Cobain’in son günlerini anlatan “Last Days” isimli filmi ile ilgili Eddie’nin içten yorumu tüylerimi diken diken yaptı:
” … Vedder retreated into himself. He says Gus van Sant’s 2005 film Last Days – a fictionalised account of Cobain’s end – nails “that weird malaise, that feeling of almost looking at your life from outside. ‘Is this us? Is this me?’ … ”
Yazının bütününü BURADAN okuyabilirsiniz.
Q Dergisi, Pearl Jam ile igili makalesinde grubun merkezi olan binadan çekilen fotoğraflarla birlikte; kısa ama sıcak, samimi bir yazı yayınlamış. Tüm hayranların okumasını tavsiye ediyorum.